RABITA-I ŞERİF 06-08-2011
Allah’a (c.c) sonsuz hamd, Sevgilisi olan Efendimiz (s.a.s) ve O’nun yakınlarına salât ve selâm olsun.
Râbıta, Arapça “rabt” kökünden gelmektedir. Birleştirmek, bağlamak, alaka, yakınlık anlamlarına gelir. Tasavvufî olarak; kalbini manevî kirlerden arındırmak, rûhunu ulvî âleme ulaştırmak isteyen müridin, bağlı bulunduğu Mürşid-i Kâmil ile kalbî ve rûhî bir irtibat ve beraberlik içerisinde olmasıdır.
Râbıta, bir müride en fazla yol aldıracak çalışmadır. Mürşidimizin mübârek kelâmından: “Bir müridi %70 râbıta, %30 da zikir ilerletir. Zikir müridi tek başına ilerletmez, fakat râbıta bir müridi tek başına ilerletir. Râbıta muazzam bir derinliktir. Noksan râbıta vardır, pek yapamaz irtibat kuramaz, orta halli râbıta bir bulur bir kaybeder, Kâmil râbıta sürekli irtibattadır, gözünü yumar yummaz irtibatı bulur” buyurmuşlardır. Râbıta kendi varlığından boşalmış, Hakk’ın nûruyla dolmuş olan irşâda mezûn evliyâya yapılır. Onları görmek Hakk’ı hatırlatır. Amaç Allah’ın dostu olabilmektir. Bunun birinci aşaması ise Allah’ın dostlarıyla dost olabilmektir. Tıpkı bu hadisi şerifte belirtildiği gibi: “Kişi dostunun dini üzeredir. O halde, herkes kiminle arkadaşlık ettiğine dikkat etsin.”